Google BERT Güncellemesi ve Empati Odaklı İçerik Üretimi

0 Shares
0
0
0

Kulağa pek çok açıdan tuhaf gelebileceğinin farkındayım: “Empati odaklı içerik üretimi”. Sektörde her gün yeni bir terimin uydurulduğu günümüzde bu da size yepyeni bir kavram icat etmeye çalışıyormuşum gibi görünebilir. Ama yok, asla değil. 🙂 Tam tersine, yaptığımız tüm işlerin özünü kendimize hatırlatmak için kullandığım bir ifade bu.

Çünkü birazdan bahsedeceğim BERT güncellemesi henüz Türkçe için geçerli olmasa dahi, elbette yakın gelecekte olacak. “Arama motoru optimizasyonu “kaygılı içerik üretimi”nin sonuna gelip koca bir OH! çekeceğiz böylece. Kullanıcının aslında ne sorduğunu ve nasıl cevap almak istediğini çok iyi bilirken ve Türkçenin de zenginliğiyle bunu çok iyi anlatabilecekken; “dur dur, önce Google anlasın, at şu son ekleri, çıkar bütün ilgeçleri, biraz anlamsız oluyor ama olsun, anahtar kelime bunlar!” devrinin kapanışına şahit olacağız.

Google BERT Güncellemesi Nedir?

İçeriğine bakmadan önce Google’ın bu güncellemeyi nasıl tanımladığına bakmakta fayda var: “arama tarihindeki en büyük sıçrayışlardan biri”.

Google’ın sevimli güncelleme isimlerinden sonra BERT ismini biraz garipsemiş olabilirsiniz. Normal, çünkü bu kez isim ilham alınmış bir hayvanın adı değil; Google’ın doğal dil işleme için geliştirdiği çift yönlü dönüştürücü enkoder modelinin baş harflerinden oluşuyor.

BERT’ü şu ana kadarki yöntemlerden ayıran özelliği dil modellemede daha önce kullanılan yöntemlerde kelime tahminleme yapılırken tahmin edilecek olan kelimeden önceki kelimeye bakılıyor olması idi. Ancak BERT ile hem önceki hem de sonraki kelimelere bakılmaya başlandı. Yani model, cümledeki tüm bilgilerden faydalanıyor. 

Arama motorundaki işleyişe yansıması olarak baktığımızda bu, aramaların anlaşılması ve doğru sonucun gösterilmesi için çığır açan bir güncelleme demek. Yani, salt olarak yan yana dizilmiş kelimelerden çok, bunların oluşturduğu bağlam öne çıkıyor. Bu da Google’ın ifadelerimizi robot gibi değil, insan gibi anlamasının ilk adımlarını oluşturuyor. Nasıl heyecan verici ama! 

Artık arama yaparken kullandığınız her ek, belirteç ya da nüans birbirinden değerli hale gelecek. Google bu güncelleme hakkındaki blog yazısında böyle kırpılmış kelimelere “keywordese” adını veriyor. Benim çevirim ise anahar-kelimemsiler. Örneğin; “Beyoncé’nin boyu kaç cm?” sorusu arama motorunda sorulacakken “Beyoncé boy” olarak kırpılıyor ve bu ifade anahtar-kelimemsi olarak içerik üreticisinin hayatına giriyor. BERT ile anahtar-kelimemsilere son! 😉

İçerik Üreticileri için BERT Ne İfade Ediyor?

Belki de uzun zaman sonra ilk kez bir güncelleme ne yazarların, ne de arama motoru optimizasyonu uzmanlarının korkulu rüyası değil. Tam aksine, özellikle içerik üreticileri için müjdeli haber niteliğinde ve en çok da içerik üretirken doğal dil yaklaşımından vazgeçmeyen, anlatımı bozduğunu bile bile ekleri kırpmayanlar için kutlanması gereken bir mevzu! Onlara bir sözüm yok, arama motorları şu ana kadar her çalışmanızı ödüllendirmemiş olsa da yeni çağın kazananları sizsiniz. Sadece bu güncellemeler değil, kullanıcıların da gün geçtikçe konuşma dilinde aramalar yapması da doğal dilde içerik üretmeyi destekliyor.

Çok da ikna olmuş gibi hissetmiyorsanız Google’ın aramalar konusundaki en yetkili kişisi Danny Sullivan net olarak şunu söylüyor: “Kullanıcılar için içerik üretin.”

Bağlam Yeni Kral Olabilir mi?

Bağlam, içeriğin yerine geçip kralın tacını elinden alamaz ama mis gibi kraliçe olur. Ürettiğiniz içerik elbette ki ana değeriniz. Ancak bu değer artık tek başına değil, yanında, önünde, solunda duranlarla anlamını görünür kılıyor. Eskiden kelimeleri tanıyabilen Google, bugün cümlelerin anlamlarını deşifre ediyor.

Dolayısıyla şimdiye kadar Beyoncé’un boyunu, kilosunu anlatacağınız içeriğe aşağıdaki gibi başlıklar eklemek zorunda hissetmiş olabilirsiniz:

Ama şimdi özgürsünüz çünkü aramalar şekil değiştiriyor, bağlam ortaya çıkıyor:

Empati Kurma Zamanı

Doğal dilde içerik yazabilen, hedef kitlesini iyi tanıyan ve vereceği cevabın kapsamını iyi belirleyen herkes için güncellemeden şimdiye kadar müjdeli haber gibi bahsettim. Ama “SEO için içerik” yazmak üzerine kas geliştirmiş, mekanik şekilde üretim yapmaya alışmış yazarlar için konu pek de iç açıcı olmayabilir. Çünkü içerik üretimine dokunan her konuda söylediğim gibi; anlamak zorundayız. Soruyu soranın karşısına geçip, gözlerimizi dikip empati kurmak zorundayız. Bu zaten hep böyleydi ama pozisyon kazanmak ve trafik elde etmek için gerekli değildi. Şimdi Google için de empati birinci sırada yer alıyor.

  • İçeriği neden yazdığınızı bilin.
  • İçeriği kim için yazdığınızı bilin.
  • Onun bu içeriği okuma ihtiyacının kaynağını öğrenin.
  • Karşıdakinin konu ile ilgili olası diğer sorularının farkında olun. 
  • Yüzeysellikten kaçının. Daha az okuyor gibi görünsek de hakiki bilgiye olan ihtiyacımızın sonu hiç gelmeyecek.
  • Yazdıklarınız kalıcı etki bıraksın.
  • Yazdıklarınızı okuyup bitiren kişi sayfadan ya aydınlanmış ya keyiflenmiş ya da şaşırmış şekilde ayrılsın. 
  • Aynı soruyu sorduğunuzda kendi yazdığınız içerikle karşılaşsanız tatmin olur muydunuz? Kendinize sorun. 
  • Halıdaki sakız lekesi hakkında da, makine öğrenmesi hakkında da yazıyor olsanız okuyucusu belirli bir merakla geliyor. Bu merakı körükleyin, derinliksiz bilgilerle söndürmeyin. 
  • Yazmadan önce araştırın, öğrendiklerinizden keyif alıp aktarmaya hevesle başlayın.
  • Empati. Aklınızdan çıkarmayın.

Kaynaklar

  1. https://medium.com/@basakbuluz/susam-soka%C4%9F%C4%B1ndan-do%C4%9Fal-dil-i%CC%87%C5%9Flemeye-7cc37903b5d4
  2. https://www.blog.google/products/search/search-language-understanding-bert/ 

0 Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tarama Bütçesi Optimizasyonu

Google’ın ana amacı kullanıcıya aradığı bilgiyi en iyi şekilde sunmaktır. Herhangi bir konu ile ilgili internette milyarlarca sayfa…

Google RankBrain nedir?

RankBrain, Google’ın temel algoritmasının, arama motoru sorgularıyla en alakalı sonuçları belirlemek için makine öğrenimini (makinelerin veri girişlerinden kendilerini…